9 Nisan 2012 Pazartesi

Engellilerin topluma entegrasyonu için teknoloji

Türkiye’de 8,5 milyon engelli var. Aileleri de hesaba katılırsa neredeyse 30 milyon insan, engelli sorunları ile yüz yüze yaşıyor. Yani toplumun yarısı engelli sorunlarıyla birebir ilgili. Buna rağmen, gündelik hayatta, hiç böyle bir sorun yokmuş gibi yaşıyor, tüm yaşam alanlarının “normal” insanlara göre dizayn edilmesini garip karşılamıyoruz. Oysa engellilerin de sosyal hayata en az sorunla katılması için yapılması gereken çok şey var. Özellikle teknoloji, günlük hayatta engellilerin en büyük yardımcısı. Bu nedenle engellilerle ilgili Ar-Ge ve teknoloji, onların hayata, üretime ve sosyal hayata katılımı için son derece önem arz ediyor. Yani, engellilerle ilgili teknolojilerin özel olarak ele alınması ve desteklenmesi gerekiyor.
Doğuştan veya sonradan, hastalıklar veya kaza nedeniyle sakatlıkları olan kişilere genel olarak özürlü veya engelli deniyor. Resmi olarak, başta Özürlüler Kanunu olmak üzere özürlülere ilişkin çıkarılmış olan bütün mevzuatta “özürlü” kavramı kullanılıyor. T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın verdiği bilgiye göre, mevzuatda herhangi bir “engelli” tanımı bulunmuyor. Ancak toplum arasında sıklıkla engelli kavramının kullanımı tercih ediliyor ve politik olarak bu terim daha doğru bulunuyor. 
Dünya Sağlık Örgütü özürlülükle ilgili çalışmalarında temel olarak şu üç kavramı kullanıyor; “impairment”, “disabled”, “handicapped”, Yani “sakatlık”, “özürlülük” ve “engellilik.” Bu üç kavram içerisinde “impairment-sakatlık” yalnızca kişinin kendi fonksiyonel kayıplarını ifade ediyor. “Disability- özürlülük” kavramı ise kişinin özrünün normal günlük yaşam aktivitelerini ne kadar etkilediği durumuna odaklanıyor. “Handicapped” kavramı ise çok daha geniş bir kısıtlılık hali ve tümüyle çevresel etmenlere odaklanıyor. Engellilik, herhangi bir fiziksel, ruhsal yahut da duygusal fonksiyonlarında bir etki olmasa bile doğrudan çevresel etmenlerle oluşabilen bir kısıtlılık hali. Hamile bir kişi yahut gerekli çevresel düzenlemelerin yapılmadığı bir mekânda bebek arabası ile dışarıya çıkmış bir kişi engelli kavramının içerisine gidiyor. Dolayısıyla engelli kavramının içerisine toplumda yaşayan her birey hayatını sürerken bir şekilde dahil olabiliyor.
Bunun yanı sıra toplumda resmi olarak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye'de engelli insan sayısı, nüfusun yüzde 12'lik bölümünü oluşturuyor. Buna göre Türkiye'de özürlü vatandaşların sayısı 8,5 milyon. Özürlülük konusu doğrudan aileleri ile birlikte yaklaşık 30 milyon kişiyi ilgilendiriyor. Bu büyük nüfus, şu anda gördüklerinden çok daha fazla ilgiyi veteknolojiyi hak ediyor. Engellilerle ilgili bazı teknolojik çalışmalar olsa da bu alanda büyük karlar elde etmenin zor olması nedeniyle özel sektör yeterince yatırım yapmıyor. Kullanılan teknolojilerin büyük bölümü ihracat aracılığıyla geliyor. Ancak Türkiye’de de bazı çalışmalar söz konusu.  

2 yorum:

  1. bu bireylerinde toplumla bütünleşmesi lazım...

    YanıtlaSil
  2. güzel paylaşım bilgiler için teşekkürler...

    YanıtlaSil